*Av. Sibel ÖZTÜRK, LL.M.
Giriş
Rekabet Kurulu’nun 09.05.2025 tarihli ve 25-18/433-202 sayılı Malatya Hazır Beton kararı, hazır beton, agrega ve işgücü pazarlarını ayrı ayrı ilgili pazarlar olarak ele alması; her bir pazar bakımından rekabet ihlalinin varlığını bağımsız şekilde değerlendirmesi ve bu değerlendirmeler sonucunda ayrı idari para cezaları tatbik etmesi yönüyle, yalnızca sonuçları itibarıyla değil, benimsediği ispat ve savunma yaklaşımı bakımından da dikkat çekici niteliktedir.
Kurul’un kararda ortaya koyduğu değerlendirmeler, farklı pazarlar bakımından yürütülen analizlere rağmen, ihlalin ispatı ve savunmaların ele alınışı noktasında ortak, tutarlı ve sistematik bir metodolojiye işaret etmektedir. Bu metodoloji; rakipler arası temasların hukuki anlamı, rekabete hassas verilerin niteliği, mantıksal çıkarımlara dayalı ispat, eş anlı veri değişiminin rolü ve publicly distance standardının uygulanışı bakımından, rekabet hukuku pratiğinde savunma stratejilerinin yeniden düşünülmesini gerektiren önemli tespitler içermektedir.
Bu çalışma, Malatya Hazır Beton kararı ışığında Rekabet Kurulu’nun söz konusu metodolojisini; ihlalin ispatından ceza tayinine uzanan süreçte, rakipler arası temasların nasıl değerlendirildiğini, hangi koşullarda mantıksal çıkarımlar yoluyla ihlal sonucuna ulaşıldığını ve lehe kanun ilkesinin ceza aşamasında nasıl uygulandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır.
I. Rakipler Arası Temasın Hukuki Niteliği: “Masum” Değil, “Yüksek Riskli” Bir Alan
Malatya Hazır Beton kararı, rakip teşebbüsler arasındaki toplantıların ve iletişimin rekabet hukuku açısından doğası gereği yüksek riskli olduğunu bir kez daha göstermektedir. Kurul, soruşturma kapsamında elde edilen bulguların, Malatya’da hazır beton üreticisi/dağıtıcısı teşebbüslerin rakipleriyle bir araya gelerek toplantı yapmalarının yaygın bir uygulama olduğunu ortaya koyduğunu belirtmekte; bununla birlikte değerlendirmesini şu temel ayrım üzerine kurmaktadır:
II. Rekabete Hassas Verinin Niteliği ve Detay Seviyesi: İspatın Odak Noktası
Kurul’un değerlendirmelerinde belirleyici olan unsur, toplantılar sırasında veya toplantıların uzantısı olarak paylaşıldığı anlaşılan verilerin; ücret/prim, fiyat, müşteri gibi rekabete hassas nitelikte olması ve ayrıntılı alt kırılımlar içermesidir.
Özellikle işgücü pazarı bakımından Kurul, ücret ve prim bilgilerine ilişkin çalışmaların; unvan bazında, alt kırılımlara ayrılmış ve rakip teşebbüsler özelinde karşılaştırılabilir nitelikte olduğunu vurgulamakta; bu nitelikteki bir veri setinin, rakip teşebbüslerin katılımı olmaksızın ve eş zamanlı bir etkileşim bulunmadan oluşturulmasının makul bir açıklamasının bulunmadığı kanaatine ulaşmaktadır. Bu noktada ispat, salt belge varlığına değil; verinin yapısına ve açıklanabilirliğine dayandırılmaktadır.
Kurul’un buradaki değerlendirme ekseni nettir: verinin detay seviyesi, verinin rakipler olmaksızın üretilebilmesini pratikte zayıflatmakta; bu da anlaşma/uyumlu eylem çıkarımını güçlendirmektedir.
III. Mantıksal Çıkarımlarla İspat ve “Hayatın Olağan Akışı” Yaklaşımı
Malatya Hazır Beton kararının öne çıkan yönlerinden biri, Rekabet Kurulu’nun “hayatın olağan akışı” temelinde mantıksal çıkarımları, yalnızca yardımcı bir değerlendirme unsuru değil; bizzat ispatın kurucu bileşeni olarak kullanmasıdır.
Kurul, özellikle işgücü pazarına ilişkin değerlendirmelerinde;
IV. Eş Anlı Veri Değişimi: Uzlaşmanın Kurulduğu Zemin
Kurul’un değerlendirmesinde “eş anlılık” vurgusu, kritik bir rol oynamaktadır. Kararda, toplantı sırasında ücret bilgilerine ilişkin anlık teyitlerin iç yazışmalara yansıdığı; toplantı bağlamında “çok bir şey söylemeyin”, “siz”, “onlar”, “konuşsunlar” gibi ifadelerle bilgi toplanmasının ve paylaşımın yönlendirildiği; ayrıca bazı teşebbüslerin “biz ne veriyoruz” türü ifadelerle ücret bilgisini kendi içinde anlık tespit ederek diğer taraflara açıkladığı kabul edilmektedir.
Bu tespit iki sonucu birlikte doğurmaktadır:
V. Katılımın Dolaylı İspatı ve Savunmaların Değerlendirilmesi
Karar, toplantıya katılımın yalnızca fiziksel varlık üzerinden değil, veri setinin kapsamı ve içeriği üzerinden de değerlendirilebileceğini göstermektedir. Kurul, belirli teşebbüslere ait ayrıntılı verilerin çalışmalarda yer almasını; bu verilerin eş zamanlı şekilde oluşturulduğunun anlaşılmasını ve çalışmanın kapsamının sınırlı tutulmasını birlikte değerlendirerek, ilgili teşebbüslerin uzlaşmaya konu toplantılara katıldıkları sonucuna ulaşmaktadır. Bu yaklaşım, fiziksel katılım delilinden ziyade veri setinin yapısına ve kapsam mantığına dayalı bir ispat tekniğine işaret etmektedir.
VI. Publicly Distance Standardı ve Savunma Alanının Dar Çerçevesi
Kurul, rekabet karşıtı amacı açık olan uzlaşmalarda sorumluluktan kurtulmanın, yalnızca “katılmadım” beyanı ile değil; diğer taraflarca algılanabilir şekilde açık karşı duruş (publicly distance) ile mümkün olabileceğini kabul etmektedir. Bu çerçevede;
Kurulun ayrıca kartellerin dinamik yapısına ilişkin değerlendirmesi, savunma alanını daha da sınırlandırmaktadır: teşebbüslerin dönem dönem daha pasif/aktif olması, tüm toplantılara katılmaması veya her karara birebir uymaması, kartel olgusunun doğasıyla bağdaştırılmakta; bu nedenle “uyumsuzluk” savunması çoğu durumda ihlali dışlayan değil, ihlalin varlığını teyit eden bir unsur gibi değerlendirilebilmektedir. Bu yaklaşım, özellikle rakipler arası temasın mevcut olduğu dosyalarda, pasif kalmanın değil, açık ve izlenebilir bir ayrışmanın hukuki anlam taşıdığına işaret etmektedir.
VII. Çoklu Pazar – Ayrı İhlal – Ayrı Ceza Yapısı
Malatya Hazır Beton kararı, tek bir soruşturma kapsamında birden fazla ilgili pazarın tanımlanabileceğini ve her bir pazar bakımından bağımsız ihlal ve ceza değerlendirmesi yapılabileceğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Kurul, hazır beton, agrega ve işgücü pazarlarını ayrı ayrı ele almış; her bir pazar bakımından rekabet ihlalinin unsurlarını bağımsız şekilde irdelemiş ve sonuç bölümünde her bir ihlal için ayrı ceza kalemleri oluşturmuştur.
Bu yapı, rekabet hukuku bakımından tek bir davranış setinin, farklı pazarlar bakımından çok katmanlı ve ağır sonuçlar doğurabileceğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.
VIII. İspattan Cezaya Geçiş ve Lehe Kanun İlkesinin Uygulanması
Kararın ceza tayinine ilişkin kısmında Rekabet Kurulu, lehe kanun ilkesini açık ve sistematik bir biçimde uyguladığını ortaya koymaktadır. Kurul, ceza değerlendirmesine geçerken şu tespitte bulunmaktadır:
“Yeni Ceza Yönetmeliği’nin yürürlük tarihi itibarıyla devam etmekte olan soruşturmalar açısından, ‘lehe kanun ilkesi’ gereğince soruşturma tarafı teşebbüslerin lehine olacak düzenlemelerin esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda söz konusu soruşturma bakımından, Yeni Ceza Yönetmeliği ile Eski Ceza Yönetmeliği’nin bir bütün halinde ele alınıp teşebbüs lehine olan düzenlemenin uygulanması esası benimsenmiştir.”
Bu ifade, Kurul’un ispat aşamasında ihlalin varlığını ortaya koyduktan sonra, ceza tayininde orantılılık, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini göz ardı etmediğini göstermektedir. Böylelikle ispat ile ceza arasında, yalnızca mekanik değil; normatif ve ilkeler temelli bir geçiş kurulmaktadır.
Sonuç: Kararın Gösterdiği Çerçeve
Malatya Hazır Beton kararı, Rekabet Kurulu’nun ihlalin ispatı bakımından benimsediği yaklaşımın; rakipler arası temasların riskli doğası, rekabete hassas verinin niteliği ve detay seviyesi, eş anlı veri değişimi ve mantıksal çıkarımlar üzerine kurulu olduğunu açık biçimde göstermektedir.
Bu çerçeve, rekabet hukuku uygulamasında savunma stratejilerinin; yalnızca doğrudan delil yokluğuna veya fiili uygulama tartışmasına indirgenemeyeceğini, temasın içeriği ve veri değişiminin mantıksal açıklanabilirliği üzerinden daha kapsamlı bir şekilde kurgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, anılan çerçeve, özellikle rakipler arası temasın bulunduğu sektörlerde, teşebbüslerin iç iletişim ve toplantı pratiklerini rekabet hukuku perspektifiyle yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılmaktadır.