Makaleler

Daha fazla bilgi için,
lütfen bizimle iletişime geçin


Stajyer Avukat

Tescilli ve Tescilsiz Tasarımların Hukuki Korunması

GİRİŞ

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK); mülga 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK dönemindeki kuralları Avrupa Birliği'nin 6/2002 sayılı Topluluk Tasarım Tüzüğü ile uyumlu hale getirerek 55 ila 81. maddeleri arasında kapsamlı bir rejim kurmuştur. Kanun koyucunun getirdiği en köklü yapısal yenilik, sınai mülkiyet sistemimize “Tescilsiz Tasarım Koruması” müessesesini kazandırmış olmasıdır. Bu düzenleme sayesinde moda, tekstil ve mevsimlik ürünler gibi yaşam döngüsü kısa olan sektörlerde işletmeler, bürokratik tescil süreçlerini beklemeksizin piyasaya sundukları özgün tasarımları doğrudan kanun gücüyle koruma imkânına kavuşmuştur.

Böylece Türk tasarım hukuku; uzun vadeli ticari yatırımları güvence altına alan 25 yıla kadar süreli tescilli koruma ile hızlı tüketilen modelleri doğrudan taklide karşı koruyan 3 yıllık tescilsiz koruma olmak üzere iki kademeli bir yapıya kavuşmuştur.

Bu çalışmada; tasarımın yasal tanımı, yenilik ve ayırt edici nitelik koşulları, “bilgilenmiş kullanıcı” ve “tasarımcının seçenek özgürlüğü” ölçütleri, tescilli ve tescilsiz korumanın kapsam ve süre farkları, tasarım hakkına tecavüz teşkil eden fiiller, yoksun kalınan kazanç (SMK m. 151) ve itibar tazminatı yöntemleri ile tasarımın hükümsüzlüğü davaları Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları çerçevesinde incelenecektir.

I. TASARIM KAVRAMI VE KORUMA ŞARTLARI (SMK m. 55 & m. 56)

Bir tasarımın SMK kapsamında hukuki korumadan yararlanabilmesi, kanunda öngörülen tanıma uygun olmasına ve iki temel maddi geçerlilik şartını (yenilik ve ayırt edici nitelik) bir arada taşımasına bağlıdır.

1. Tasarımın Yasal Tanımı (SMK m. 55/1)

Kanun koyucu tasarımı, ürünün görsel özelliklerini esas alarak tanımlamıştır:

“Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.”

Bu tanımdan anlaşılacağı üzere tasarım koruması, ürünün soyut fikrini veya teknik işlevini değil; yalnızca insan duyularıyla algılanabilen dış görünüm özelliklerini koruma altına alır. Tamamen teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı biçimler (örneğin bir vidanın yuvasına oturmasını sağlayan diş yapısı) tasarım korumasından yararlanamaz (SMK m. 58/1).

2. Yenilik Kriteri (SMK m. 56/1, 2) ve Hoşgörü Süresi (SMK m. 57)

  • Mutlak (Dünya Çapında) Yenilik: Bir tasarımın tescil başvuru tarihinden veya tescilsiz tasarımda ilk kez kamuya sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir. Tasarımlar arasında yalnızca küçük ayrıntılarda farklılık bulunması, yeni olma vasfını ortadan kaldırır (SMK m. 56/2).
  • Hoşgörü Süresi (SMK m. 57/2): Tasarımcının veya halefinin tasarımı kamuya sunması durumunda, bu sunum tarihinden itibaren 12 ay içinde Türkiye'de tescil başvurusu yapılırsa, tasarımcının kendi açıklaması yeniliği ve ayırt ediciliği etkilemez.

3. Ayırt Edici Nitelik, Bilgilenmiş Kullanıcı ve Seçenek Özgürlüğü (SMK m. 56/3, 4)

  • Bilgilenmiş Kullanıcı Ölçütü: Tasarım hukukundaki “bilgilenmiş kullanıcı”, marka hukukundaki “ortalama tüketici”den farklıdır[1]. İlgili ürün grubunu yakından tanıyan, piyasadaki benzer ürünler hakkında bilgi sahibi olan, dikkat düzeyi ortalama tüketiciden daha yüksek ancak bir teknik bilirkişi kadar da uzman olmayan varsayımsal kişidir.
  • Genel İzlenim Kuralı (SMK m. 56/4-b): Ayırt edicilik değerlendirmesinde, tasarımlar arasındaki ufak tefek detay benzerlikleri veya ayrılıkları değil; tasarımın bütünü itibarıyla bilgilenmiş kullanıcı nezdinde bıraktığı “genel görünüm ve genel izlenim” esas alınır[2].
  • Tasarımcının Seçenek Özgürlüğü (SMK m. 56/4-a): Tasarımcının ilgili ürünü geliştirirken sahip olduğu serbesti alanıdır. Ürünün teknik yapısı, hammaddesi veya kullanım amacı gereği tasarım seçenekleri çok darsa (örneğin kapı kolları, kauçuk contalar), küçük biçimsel farklılıklar dahi ayırt edici niteliğin varlığı için yeterli görülür. Seçenek özgürlüğünün çok geniş olduğu alanlarda ise (örneğin abiye giyim, mobilya) genel kalıp ve kompozisyon benzerliği doğrudan ihlal sonucunu doğurur[3].


II. TESCİLLİ VE TESCİLSİZ TASARIM KORUMASININ KARŞILAŞTIRILMASI

6769 sayılı SMK sistematiğinde tescilli ve tescilsiz tasarımlar; sağladıkları tekel hakkının kapsamı, koruma süreleri ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik düzeyleri bakımından ayrışır:

1. Tescilli Tasarım Koruması (SMK m. 59/1 & m. 69/1)

  • Koruma Süresi: Başvuru tarihinden itibaren 5 yıldır. Beşer yıllık dönemler halinde yenilenmek suretiyle toplam 25 yıla kadar uzatılabilir (SMK m. 69/1).
  • Koruma Kapsamı: Tescil sahibi, tasarımın aynısının veya bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzerinin izinsiz olarak üretilmesini, piyasaya sunulmasını, satışını, ithalatını ve ticari amaçla elde bulundurulmasını tamamen engelleme konusunda mutlak bir inhisari hakka sahiptir. Üçüncü kişinin tasarımı bağımsız olarak geliştirmiş olması tescilli hak karşısında savunma oluşturmaz.

2. Tescilsiz Tasarım Koruması (SMK m. 59/2 & m. 69/2)

  • Koruma Süresi: Tasarımın Türkiye'de ilk kez kamuoyuna sunulduğu tarihten itibaren 3 yıldır (SMK m. 69/2). Bu sürenin uzatılması veya yenilenmesi mümkün değildir.
  • Koruma Kapsamı (Yalnızca Birebir Kopyalamaya Karşı Koruma): Tescilsiz tasarım koruması mutlak bir inhisari hak bahşetmez. SMK m. 59/2 uyarınca tescilsiz tasarım; yalnızca korunan tasarımın birebir kopyalanması veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin taklit edilmesi halinde koruma sağlar.
  • Bağımsız Geliştirme İstisnası: Üçüncü bir kişi, tescilsiz tasarımdan habersiz olarak bağımsız bir yaratıcı çalışma sonucu aynı veya benzer bir tasarım ortaya koymuşsa, tescilsiz tasarım sahibi bu kişiye karşı hak ileri süremez (SMK m. 59/2).

3. Tescil Başvurusu ile Bülten Yayını Arasındaki Dönemin Hukuki Rejimi

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, tasarım tescil başvurusu yapılmış ancak henüz Resmî Tasarımlar Bülteni'nde yayımlanmamış tasarımlara yönelik ihlallerdir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre[4]; tescilli tasarım koruması kural olarak tescilin bültende yayımlandığı tarihten itibaren üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder. Bülten yayını öncesindeki fiiller, davalının ikrarı bulunsa dahi doğrudan “tescilli tasarıma tecavüz” olarak nitelendirilemez; bu ara dönemdeki kullanımlar ancak SMK m. 59/2 kapsamındaki tescilsiz tasarım koruması şartları çerçevesinde incelenebilir.


III. TASARIM HAKKINA TECAVÜZ VE AÇILABİLECEK DAVALAR (SMK m. 81 & m. 149)

Tasarım sahibinin izni olmaksızın tasarımın kullanılması veya taklit edilmesi halinde işletilecek hukuki süreçler SMK m. 81 ve m. 149'da düzenlenmiştir.

1. Tecavüz Teşkil Eden Fiiller (SMK m. 81/1)

  • Tescilli tasarımın aynısını veya bilgilenmiş kullanıcı üzerinde ayırt edilemeyecek derecede benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak, ticari amaçla ithal etmek veya elde bulundurmak,
  • Tasarım hakkı sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya devretmek,
  • Tasarım hakkını gasp etmek.

2. Açılabilecek Davalar ve Talepler (SMK m. 149)

Hak sahibi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açacağı davada şu talepleri yöneltebilir:

  1. Tecavüzün Tespiti, Men'i ve Ref'i (SMK m. 149/1-a, b, c): İhlalin tespiti, devam eden tecavüzün durdurulması ve sonuçlarının giderilmesi.
  2. Ürünlere ve Üretim Araçlarına El Koyma / İmha (SMK m. 149/1-ç, d): Tecavüze konu taklit ürünlerin piyasadan toplatılmasına, bu ürünlerin imhasına ve münhasıran taklit üretimde kullanılan kalıp, makine ve teknik aparatlara diğer meşru üretimi engellemeyecek biçimde el konulmasına karar verilir.
  3. Tanıtım Materyallerinin Kaldırılması ve Hükmün İlanı (SMK m. 149/1-g): İnternet sitelerindeki, katalog ve broşürlerdeki görsellerin kaldırılması ile kesinleşen hükmün ulusal gazetelerde masrafı davalıdan alınarak ilan edilmesi.

3. Tescilli Tasarımlarda Kümülatif Koruma Yasağı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre[5]; SMK hükümleri, tescilli sınai mülkiyet haklarını TTK haksız rekabet hükümlerine kıyasla daha özel ve üst dereceli bir koruma rejimine tabi tutmuştur. Bu sebeple, tescilli bir tasarıma tecavüz davasında mahkemece yalnızca SMK tecavüz hükümleri uygulanır; aynı eylem sebebiyle kümülatif olarak TTK haksız rekabet hükümlerine dayanılarak ayrı bir tespit veya vekâlet ücreti hükmü kurulamaz.


IV. MADDİ, MANEVİ VE İTİBAR TAZMİNATI İLE HESAPLAMA YÖNTEMLERİ (SMK m. 150 & m. 151)

Kusurlu olarak tasarım hakkına tecavüz eden kişi, hak sahibinin uğradığı maddi ve manevi zararı tazmin etmekle yükümlüdür (SMK m. 150/1).

1. Yoksun Kalınan Kazancın Üç Seçimlik Yöntemi (SMK m. 151/2)

Maddi tazminat kapsamında davacı, yoksun kalınan kazancın hesabında aşağıdaki üç yöntemden birini seçmek zorundadır:

  • a) Hak Sahibinin Muhtemel Kazancı (SMK m. 151/2-a): Tecavüz edenin haksız rekabeti olmasaydı, tasarım sahibinin tasarımı kullanmasıyla elde edebileceği muhtemel gelire göre hesaplama yapılır.
  • b) Tecavüz Edenin Net Kazancı (SMK m. 151/2-b): Tecavüz edenin taklit ürün satışından elde ettiği safi ticari kazanca göre hesaplama yapılır. Bu yöntemde davalının ticari defterleri incelenir; genel hasılattan zorunlu üretim maliyetleri ve vergiler düşülür.
  • c) Varsayımsal Lisans Bedeli (SMK m. 151/2-c): Tecavüz eden kişi tasarımı bir lisans sözleşmesiyle hukuka uygun kullansaydı ödeyeceği lisans bedeli esas alınır.

2. İtibar Tazminatı (SMK m. 150/2)

Tasarımın tescilsiz veya taklit ürünlerde kalitesiz malzeme ve kötü işçilikle üretilerek piyasaya sunulması neticesinde tasarımın ticari itibarı zarara uğramışsa, hak sahibi bu itibar kaybı için ayrıca tazminat talep edebilir. Ancak itibar tazminatına hükmedilebilmesi için ürünün düşük niteliği ve itibar kaybı somut delillerle ispatlanmalıdır.

3. Manevi Tazminat

Tasarım hakkının ihlali, tasarımcının fikri yaratıcılığına ve işletmenin ticari saygınlığına doğrudan saldırı oluşturduğundan, TBK m. 58 uyarınca tecavüzün ağırlığı, süresi ve tarafların ekonomik durumu gözetilerek hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilir.


V. TASARIMIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ DAVASI VE GEÇMİŞE ETKİSİ (SMK m. 77 & m. 79)

Hukuken geçerlilik şartlarını taşımayan bir tescilin sicilden terkini, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılacak Tasarımın Hükümsüzlüğü Davası ile sağlanır.

1. Hükümsüzlük Sebepleri (SMK m. 77/1)

  • Tasarımın SMK m. 55 ve m. 56'daki tasarım tanımına uymaması, yeni ve ayırt edici olmaması,
  • Tasarımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması,
  • Tasarımın teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı biçimlerden oluşması (SMK m. 58/1),
  • Tasarım hakkı sahipliğinin gerçekte bir başkasına ait olması (SMK m. 77/1-b),
  • Başvuru sahibinin kötüniyetli olması.

2. Hükümsüzlük Kararının Geçmişe Etkisi (Ex Tunc - SMK m. 79/1) ve Bekletici Mesele

SMK m. 79/1 hükmü gereğince, tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karar kesinleştiğinde karar geçmişe etkilidir (ex tunc) ve tasarıma sağlanan koruma başvuru tarihinden itibaren hiç doğmamış sayılır.

Bu kuralın tecavüz davalarındaki yansıması çok büyüktür: Aleyhine tasarıma tecavüz davası açılan davalı, davacı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığını ileri sürerek karşı dava veya bağımsız bir dava ile tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmişse; mahkemece hükümsüzlük davasının sonucu mutlaka bekletici mesele yapılmalıdır. Zira tasarımın hükümsüz kılınması halinde, tecavüz davası hukuki dayanağını tamamen yitirecektir.


SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Tasarım uyuşmazlıkları; ürünün görsel algısı, ticari ömrü ve yargılama taktiklerinin bir arada yönetilmesini gerektiren dinamik bir alandır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin güncel içtihatları ve sahadaki uygulama pratikleri, bu davalarda başarıya ulaşmak için şu temel ilkelerin gözetilmesi gerektiğini göstermektedir:

  • Tescilli ve Tescilsiz Korumanın Doğru Konumlandırılması: Moda ve tekstil gibi ürün ömrünün kısa olduğu sektörlerde 3 yıllık tescilsiz tasarım koruması (SMK m. 59/2) pratik bir güvence sunar. Ancak bu yolun yalnızca birebir kopyalamalara karşı koruma sağladığı, karşı tarafın bağımsız geliştirme savunmasını aşamayabileceği dikkate alınmalıdır. Pazar payı yüksek ve uzun vadeli üretilecek ana ürün modellerinde ise 25 yıla kadar mutlak tekel hakkı sağlayan tescil mekanizması tercih edilmelidir.
  • İlk Sunum Tarihinin Önceden Belgelenmesi: Tescilsiz tasarıma dayalı taleplerde davanın temeli, ürünün kamuya ilk sunulduğu tarihin ispatına dayanır. Bu nedenle fuar katılım evrakları, tarihli basılı kataloglar, sosyal medya paylaşımları ve ilk sevkiyat irsaliyelerinin düzenli olarak arşivlenmesi, dava aşamasında karşılaşılabilecek ispat krizlerini önler.
  • Kümülatif Talep Hatasından Kaçınılması: Tescilli bir tasarıma yönelik ihlallerde, SMK tecavüz hükümleri varken ayrıca TTK haksız rekabet hükümlerine dayanılması Yargıtay uygulamasında kabul görmemektedir. Taleplerin doğrudan ve yalnızca SMK m. 81 ve m. 149 vd. hükümleri üzerinden kurulması; usuli karmaşayı, davanın gereksiz yere sürüncemede kalmasını ve aleyhe vekâlet ücreti riskini ortadan kaldırır.
  • Hükümsüzlük Karşı Hamlesi ve Bekletici Mesele: Aleyhine tasarıma tecavüz davası açılan taraflar açısından, davacı tasarımının piyasadaki bilinen formlardan farklılaşmadığı durumlarda hükümsüzlük davası (SMK m. 77) en etkili savunma aracıdır. Hükümsüzlük kararının geçmişe etkili (ex tunc) olması sebebiyle, açılacak bir hükümsüzlük davasının ana tecavüz davasında mutlaka bekletici mesele yapılması talep edilmelidir.
  • Tazminat Yönteminde Gerçekçi Seçim: Yoksun kalınan kazancın hesabında davalının muhasebe düzeni güven vermiyorsa ya da kayıt dışılık şüphesi varsa, net kazanç hesabı yerine ispatı daha nesnel verilere dayanan varsayımsal lisans bedeli yöntemi (SMK m. 151/2-c) işletilmelidir. İtibar tazminatı taleplerinde ise yalnızca taklidin varlığıyla yetinilmeyip marka/tasarım değerindeki somut aşınma ve pazar kaybı net delillerle ortaya konulmalıdır.

[1] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/89, K. 2025/4460

[2] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5211, K. 2024/7308

[3] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2782, K. 2025/1245

[4] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/32, K. 2025/4447

[5] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3450, K. 2025/1846, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3536, K. 2024/8124